Türkiye’de Sağlık Hizmetlerine Erişim
Engellerinin Suriyeliler ve Göç Üzerindeki Etkisi

  • Türkiye’de Sağlık Hizmetlerine Erişim
    Engellerinin Suriyeliler ve Göç Üzerindeki Etkisi
“Çadırda yaşıyoruz. Çocuklar bazen grip oluyor, hastaneye götürmem gerekiyor ama muayene ücreti istiyorlar. Maddi durumumuz çok kötü; karşılayamıyoruz.”

Özet

1 Ocak 2026 itibarıyla Geçici Koruma Altındaki Suriyeliler (GKAS), daha önce ücretsiz olarak yararlanabildikleri kamu sağlık hizmetlerine artık ücretsiz erişememektedir. Bu durum; birinci basamak sağlık hizmetleri (BSH), ilaçlar ile ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerini kapsamaktadır.

Zorunlu katkı payları ve hizmet bedellerinin uygulanmaya başlaması, sağlık hizmetlerine fiilî erişimi önemli ölçüde azaltmıştır. Suriyeliler hukuken sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkına sahip olmaya devam etse de özellikle sigortasız ve yoksul haneler için getirilen mali yük nedeniyle pratikte erişim ciddi biçimde kötüleşmiştir.

Bu düzenleme değişiklikleri; kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler ve kronik hastalığı olan kişiler başta olmak üzere en kırılgan grupları orantısız biçimde etkilemektedir.

Geçici koruma altındaki 21 yaşındaki bir Suriyeli kadın, doğumun ve ameliyatın ücretsiz olacağını düşünerek ikinci çocuğunu doğurmak üzere bir devlet hastanesine başvurmuştur. Ancak sezaryen doğumun ardından, taburcu edilmeden önce kendisine 26.000 TL tutarında bir fatura çıkarılmıştır. Sigortasının aktif olmadığı belirtilmiş ve ödeme yapılmadan hastaneden ayrılamayacağı ifade edilmiştir.

İzmir ve Hatay’dan elde edilen bulgular; mali, idari ve bilgiye erişim engellerinin şu sonuçlara yol açtığını göstermektedir:

  • Sağlık hizmetlerinin geciktirilmesi
  • Hizmetlerden tamamen kaçınma
  • Acil servislere artan bağımlılık
  • Zararlı baş etme mekanizmaları

Bu eğilimler hem bireysel sağlık üzerinde acil riskler doğurmakta hem de halk sağlığı hedeflerini zayıflatmaktadır. Aynı zamanda insanların hareketlilik ve göç kararlarını doğrudan etkilemektedir.

Bazı Suriyeliler Suriye’ye geri dönmeyi düşünebilir; ancak ülkenin sağlık altyapısı hâlâ son derece kırılgandır. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre hastanelerin yalnızca yaklaşık yarısı işlevseldir ve su ile kanalizasyon sistemleri acil onarım gerektirmektedir. 2026 yılında ekonomik çöküş, salgın hastalıklar, yerinden edilme ve hasarlı sağlık altyapısı nedeniyle 16,5 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyması beklenmektedir.

Bu nedenle, Türkiye’de sağlık hizmetlerine erişemeyen Suriyeliler güvenlik ve hizmet arayışıyla Avrupa’ya doğru tehlikeli yolculuklara yönelme riski de taşımaktadır.

Türkiye’de Sağlık Hizmetlerine Erişim Engellerinin Suriyeliler ve Göç Üzerindeki Etkisi

BASIN İLETİŞİM